Kayıtlar

#yeniyıldız etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Niğde-Ulukışla, Yeniyıldız Köyü

YENİYILDIZ YAZILARI-11- (...) Bir de düğme çiçeği vardır, bu, ekinliklerde kırmızı kırmızı olur, küçükten bir çiçektir, öbür tarafları gelincikler basar, kiraz dallarının kızardığı zamanlarda. Kirazlarında geç kalan bir al, 1500 m.rakımın üzerindeki buralar ve çam kokulu, kekik kokulu, dağ çayı kokulu Çanlı Yaylasının, Ahurguzu Yaylasının, Öşşeğin, Fatmalığın, Akkaya'nın ve yukarıları ta Köseli Dağına, öte tarafta Bolkar Dağına ve en zirvedeki Medetsiztepe'ye dayanan tekmil dağ ve tepelerin serinliği ile birden kızan güneşi serinleterek veren bu ender coğrafya 1980'li yıllarda birkaç bahçe ile üretime başlayıp 2000'li yıllarda alternatif tarımsal faaliyete dönüşüp hayvancılığın yanında bir geçinim alanı olan ve bölgesinde gittikçe meşhurlaşıp elmalıkların önüne geçen Yeniyıldız kiraz bahçeleri, yavaş yavaş al renginde demlenir ve tekmil kızarır. Müthiş bir kiraz kırmızısıdır, bu. Bu kırmızı albenilidir, suludur, etlidir. İnsanın iştahasını artıran müthiş görüntüsüyle or...

Çam Kokulu Yeniyıldız Ortaokulu Satrançla Tanışıyor-4-

Resim
ÇAM KOKULU YENİYILDIZ ORTAOKULU SATRANÇLA TANIŞIYOR-4- "Ben hep yaşamdan yola çıktım. Bunun içindir ki hadi övünelim, Anadolu'nun türküsünü ilk kez başkalarından ayrı bir biçimde söyledim. Gerçekleri anlattım. Gücüm yettiğince de içine şiir katabildiğim için, bu tutumumu beğenmeyen art düşüncelilere, küçümseyicilere rastlamadım. Bugün 20 yaşında yazdığım şiirler bile güncelliğini tüketmiyorlarsa, elbette başka niteliklerinin yanı sıra, bu sürekli gerçeğin kalıcılığından güç alıyorlar." Şairin yaşamı ve sanat anlayışını verip Tokat'a Doğru şiirinde bu izleri, bu izlere eren söyleyişleri irdelerken ilk dersimiz, Fethi Efendi'nin salladığı zille sona eriyor.  Öğrenciler, öğretmenim derse devam edelim, siz nerelisiniz?" "Tamam, ikinci ders tanışacağız, şimdi bahçede biraz hava alın, görüşürüz." diyorum. Fethi Efendi'nin salladığı zille ikinci ve bugünün son dersine giriyoruz. Öğrencilerle tanışıyoruz, kendimden bahsediyorum.  ...

Çam Kokulu Yeniyıldız Ortaokulu-3-

Resim
ÇAM KOKULU YENİYILDIZ ORTAOKULU SATRANÇLA TANIŞIYOR-3- (...) "Tamam, gel bakalım," "İçinizde Tokat'ı gören var mı?" Sınıf hep birlikte, "Hayırr!" Niğde'ye giden var mı? El kaldırsın, Evet, bir kişi. Tamam, ben de Niğdeyi, Ulukışla'yı ve Yeniyıldız'ı ilk defa gördüm. Siz de bir gün oraları görürsünüz. Haritada yerini bilen var mı Tokat'ın?" "Yoookk!" "Hadi, nöbetçi, bir Türkiye haritası getir bize." Bir süre sonra kapıyı tıklayıp içeri giren nöbetçi, "Öğretmenim, Türkçe dersinde harita olmazmış, harita sosyal dersinde kullanılır, dedi, müdür." "Sen tekrar git, haritayı al da gel, yoksa ben gelip alacağım." İlk derste canım sıkıldı ya, haritayla sonunda sınıfa nöbetçi geldiğinde hemen haritada, Sivas'ı ve Tokat'ı sonra da Çamlıbel'i bulmalarına yardımcı oldum. "Şiiri kaleme alana şair veya ozan denir. Okuma yazma bilmeyen şair ve ozanlar da vardır. Di...

Çam Kokulu Yeniyıldız Ortaokulu

Resim
ÇAM KOKULU YENİYILDIZ ORTAOKULU SATRANÇLA TANIŞIYOR-2- (...) "Yok, hiçbir şey yok, okul iki sınıftan ve bu odadan ibaret, sınıfın biri de ilkokulda." "İlkokulda iş atölyesi var mı?" "Yok, çocuk çok, sınıflar kalabalık, yerleri olduğunu sanmıyorum. "Keşke tarım dersi seçilseymiş, bahçe geniş ve toprak işlenmemiş, ağaç falan dikerdik." "İş teknikte bir şeyler yaparsın, sınıflarda artık." Geldiğim gün öğlen sonu sınıfın birine Rehber Öğretmenim Yaşar Beyle girdik, çocuklar ayakta bizi karşıladı, bir yabancıyı izleme ve kravatlı takı m elbiseli birinin farklılığı sınıfı derin bir sessizliğe vermişti, bizi ayağa kalkarak karşılayan öğrencileri selamlamadan, oturun demeden, Yaşar Bey: "Yeni Türkçe öğretmeniniz, bundan sonra Türkçe derslerinize gelecek, ben sizi öğretmeninizle başbaşa bırakayım." demişti. İkimizin de ceketleri düğmeliydi ve elimizde kitap defter yoktu, ceketini iyice dolduran Yaşar Bey sınıf...

Çam Koukulu Yeniyıldız Ortaokulu-2-

Resim
ÇAM KOKULU YENİYILDIZ ORTAOKULU SATRANÇLA TANIŞIYOR-2- (...) "Yok, hiçbir şey yok, okul iki sınıftan ve bu odadan ibaret, sınıfın biri de ilkokulda." "İlkokulda iş atölyesi var mı?" "Yok, çocuk çok, sınıflar kalabalık, yerleri olduğunu sanmıyorum. "Keşke tarım dersi seçilseymiş, bahçe geniş ve toprak işlenmemiş, ağaç falan dikerdik." "İş teknikte bir şeyler yaparsın, sınıflarda artık." Geldiğim gün öğlen sonu sınıfın birine Rehber Öğretmenim Yaşar Beyle girdik, çocuklar ayakta bizi karşıladı, bir yabancıyı izleme ve kravatlı takı m elbiseli birinin farklılığı sınıfı derin bir sessizliğe vermişti, bizi ayağa kalkarak karşılayan öğrencileri selamlamadan, oturun demeden, Yaşar Bey: "Yeni Türkçe öğretmeniniz, bundan sonra Türkçe derslerinize gelecek, ben sizi öğretmeninizle başbaşa bırakayım." demişti. İkimizin de ceketleri düğmeliydi ve elimizde kitap defter yoktu, ceketini iyice dolduran Yaşar Bey sın...

Niğde ili Ulukışla Yeniyıldız Köyü-8

Resim
YENİYILDIZ'DA ÇATALKOYAK ÇEŞMESİ-8-   (...) Baharları ipek bir yeşil. Tarlalarda kabaran ekinler, Tekilcanlar, yemlikler, yaban baklaları ve gelincikler, Gocaçamın ıslıkladığı tüm mahlukat. Sararırken tarlalar, eğilirken başak, tatlanırken Eskiköyde üzümler Yüksek ve berrak göğünün altında çok romantik bozkır geceleri. Duvarındaki taşlara değer yıllar. Unutulur, Tarsus'un Yanıkkışla köyünden Mehmet Çavuş,  Buranın mimarı Hacı Usta unutulur. Taş oluğuna dökülen su ömrünü sınar. Ve bilir kimlerin geçtiğini Ve bilir kimlerin yorgun argın su içtiğini Unutulmaz.  Durur, aynasında bozkırın. Önünü kadim bir çoban gibi tutan yastık başlı Gocaçamın son hali vurur aynaya. (...) Burhaniye, 03 Mart 2019, Seyfettin Ceylan 

Niğde İli Ulukışla İlçesi Yeniyıldız Köyü-5-

Resim
YENİYILDIZ'DA ÇATALKOYAK ÇEŞMESİ-5- -Gamerdin yelinin ve kışları tipinin ıslığa durdurduğu yastık başlı Gocaçam kadim bir çobandır, Çatalkoyak Çeşmesine su içmeye gelen hayvanlara ve eskiden oralarda seken harman kuşlarına- (...) Bu çam ve emekle, Hacı Ustanın taş işçiliği ustalığıyla oralarda soluyan Çatalkoyak Çeşmesi, yaz gecelerinin yüksek, berrak ve yıldızlı gecelerinde akan ışığa keser, bu sırada içini tutmuş buğday kellelerinin bozkır türküsü bir yandan durmaksızın şafaklara kadar akan ışığın oralarda yarattığı parıltısı bir yandan önce taş duvarına çarpıp duru suyuna durmaksızın akar, oradan da Gocaşamın beyaz gövdesini gümüşi bir renge verir, bu renk hafif kırtışlarla suya karışır, bunların şavkı birbirini yıkar bir güzel sevişirler, söyleşirler sabahlaradek... Tatlanmaya başlayan üzüm bağlarını kontrolden gelen uzun kuyruklu kınalı tüylü bir tilkinin sinsi, şaşkın ilerleyişi olgunlaşmış buğdayları devirerek, kırılan sap hışırtısıyla bu iki arkadaşın sevişmes...

Niğde İli Ulukışla İlçesi Yeniyıldız-7-

Resim
YENİYILDIZ'DA ÇATALKOYAK ÇEŞMESİ-7-   (...) Anadolunun köylerinde açlıktan hangi mahlukat ölür? Harman zamanı gelir, su, her zaman bedava. Çalışan el üstünde tutulur, Alır hakkını da. Nasıl bir şeydir işsizlik? Nedir mülksüzlük? Bozkırın aynasında ne tarafa gider yollar? O tarafta suyun başını kimler tutmuştur? Güz yağmurlarıyla tava gelir tarlalar. Ayağında çift toprağıyla yorulmuş öküzler gelir. Kanınca ağızlarından dökülür suyun. Toprak kokar sesini dinlettiğin tarlalar. Yolcular gelip geçer. Suyunun serinliği yazları... Buz tutmuş oluğunda boğulmuş sesin. Kar altında önünden geçen yol. Ve izsiz, oralar. Kar altında tekmil Gamerdin Hanı dolayları. Handa uzun süren bir ıssızlık. Çatalkoyak Çeşmesinde bir yalnızlık kışları. Ara sıra birkaç avcının karda izleri. Köye canavarların sokulduğu yer kışları. Köye sokulmak onların da hakları upuzun buranın kışları. (...) Burhaniye, 27 Şubat 2019, Seyfettin Ceyl...

Niğde İli Ulukışla İlçesi Yeniyıldız Köyü-6-

Resim
YENİYILDIZ'DA ÇATALKOYAK ÇEŞMESİ-6- -Serbest nazım- (...) İçilir, saylardan gelir soğuk suyu. Üç yöne durmadan düşen bir gölge Gocaçam. Senin korumanda. Tükendikçe kış kütükleri... Gölgeler, kalabalık ve dağlara çekilmiş. Şimdi, iki köyün ıssız yolunun kıyısında, Harmanları da biçerdöverler kaldırmış. Boşuna gelmiş harman kuşları. Durur, bozkırın kocaman aynasında silik bir hayal gibi. İki, bilemedin üç kiraz bahçesi düşmüş aynaya... Evvel zaman lafı olur da İz bırakmaz mı at kızakları Gelmez mi kubaşık fiiller mevsimi Yaşanmaz mı sanki iştirakiyye Ortalık ısınır, çok serindir. Önce orakçılar sığınır. Koşar, saman sarısı harmanlarının tozu. Başka kıtalardan göçmen kuşlar gelir. Harman kuşları gelir. Güzel keklik taşının kesildiği kayada öter. (...) Burhaniye, 28 Şubat 2019, Seyfettin Ceylan (fotoğraflar: Muzaffer Yücel, Yeni Yıldız)

Ulukışla İlçesi Yeniyıldız Köyü-8-

Resim
YENİYILDIZ'DA ÇATALKOYAK ÇEŞMESİ-8- -Serbest Nazım- (...) Değişir zaman, tüm mahlukat değişir. Öylece, duvarda, Hacı Ustanın taşı kavrayışı. Yontma taştan Çatalkoyak Çeşmesi. Onun yadigarı yastık başlı Gocaçam, Durur, bozkırın aynasında silik bir hayal gibi. Yontma taştan Çatalkoyak Çeşmesi, Onun yadigarı yastık başlı Gocaçam Yıkık hana bakarak yolun kıyısında durur hala. Ve yıkılır bozkırın aynasında krallar gibi han. Evvel zaman lafı olur ki Ulukışla ve Konya Ereğlisi taraflarına Oduncular geçer yüklü eşekleriyle Geçer zaman Gölgeler dağlarda uzaklara çekilir. Bir kış gelir, Her evde 160 kütük yanar, Açılır bozkırın aynası. Gölgelerden, seslerden gayrı düşmüşüm,Ben bozkırın ortasında yastık başlı Gocaçam. Öküzün boyunduruğu, Tarihin gidişini değiştiren Kara saban, Unutulmuş ne olduğu, asılı kalmış kerpiç bir duvarda. Geçer zaman Şimdi motorlar koşar bozkırın ıssız aynasında. (...) Burhaniye, 28 Şubat 2019, Seyfettin Ceylan 

Ulukışla İlçesi Yeniyıldız Köyü-2-

YENİYILDIZ YAZILARI-2- -Hala kahvehanelerinde Kuzey Torosların odunları ile Cırlayuk Suyu’ndan çay demlenir- Kılan, Kocaardıç ve Kamerdin yönünden karları kaldırıp kanallar halinde köye sürükleyen, evlerin toprak damlarını yalayıp köyün dar sokaklarına, meydanına kristalize olmuş karları savurup bazı yerlere birçok kürtük atan oradan karşıdaki evlerin toprak duvarlarını karla sıvayan, çatılı evlerin çatısını sökecekmiş gibisine korkunç çarpma sesleri ile saran, dere kıyılarında yamaçlarla yarışan kavakların çıplak dallarını karıştırıp buza çeviren tipinin insanlara ve hayvanlara korku salıp  onları bir araya toplayan haşin sesi, g eniş bir çanakta üç küçük derenin kıyısındaki düzlüklerini ve iki burnu tutan köyü terk edeli üç saat kadar oluyordu. Köy, derin bir sessizlikle evlerinin ışıklarını da karartmıştı. Bir iki bacadan cansız yanan sobalarının son dumanları belli belirsiz üfleyip köyün aşağılarına kayıp sokak lambalarının aydınlığını durmaksızın emiyordu. Gündüzleri ...