Kayıtlar

#amasya etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

AMASYA MİSKET ELMASI-3 

Resim
Misket, mecazen, küçük kesim, yuvarlak ve sertçe anlamıyla Amasya'da yetişen elmanın sıfatı durumunda., Amasya misket elması, birleşik isim. Bu elmanın güzel kokusunu anlatmak bakımından misk+et= misk kokulardan, misket.  Bu meşhur elma hakkında çok şey söylenir, ben de memleketim dışında çok şeyduydum. Bir zamanlar gerçek elma bahçelerini, ev önlerinde gerçek elmaağaçlarını gördüğüm, gölgesinde oturduğum, oraların rüzgârında sallanandalından yere düşen ham, olmuş, kurtlu elmalarından yediğim, bu dev elmaağaçlarının kesilip sökülüp yerlerine çokça met edilen yabancı menşeli elmalarınaldığı, bildiğim bazı bahçe, ev önlerinde ve yol kıyılarında tutunan bu elmahakkında ne yazmışım? Doğrudan bu elmayı yazmasam da, bir hatırlama, özlemduyma, memleket mekânlarındaki görsel betimlerin girdiği dizelerimi, yazılarımıtarih sıralaması gözetmeksizin Amasya misket elması bakımından gözdengeçiriyorum. 13AMASYA MİSKET ELMASI VE KEKLİK  İNSANLAR, YAŞADIĞI COĞRAFYADA VARLIK GÖSTEREN ŞEYLERDENY...

AMASYA MİSKET ELMASI-2

Resim
  Bu meşhur elma hakkında çok şey söylenir, ben de memleketim dışında çok şey duydum. Bir zamanlar gerçek elma bahçelerini, ev önlerinde gerçek elma ağaçlarını gördüğüm, gölgesinde oturduğum, oraların rüzgârında sallanan dalından yere düşen ham, olmuş, kurtlu elmalarından yediğim, bu dev elma ağaçlarının kesilip sökülüp yerlerine çokça met edilen yabancı menşeli elmaların aldığı, bildiğim bazı bahçe, ev önlerinde ve yol kıyılarında tutunan bu elma hakkında ne yazmışım? Doğrudan bu elmayı yazmasam da, bir hatırlama, özlem duyma, memleket mekânlarındaki görsel betimlerin girdiği dizelerimi, yazılarımı tarih sıralaması gözetmeksizin Amasya misket elması bakımından gözden geçiriyorum.     6   (...) Yolların vuslat ettiği kaç şehir geçtim./ Kaldım, ikimizin bilmediği bir şehirde/ Şimdi, bir cebimde şairlerinden özlem şiirleri/ Bir cebimde hüzün şiirleri/... (…)Şimdi, yağmurun güzelliği kırlarında durmuş. Pancarlı tarla yolları, Otu yükselmiş sınırlar, yol kı...

Soğan Tarlasından Sohbetler-2-

Resim
HACIMISTIĞINKIR'DA 75 TABANCA -3- Merzifon köylüklerinden, Yakup köyü (...) Çizmelerinin tabanı, sulanmış yerden çamur sarmış olarak nefes nefese gelen Müslüm el fenerini yeni şahlanmış otuz sekiz tabancadan birkaçına tutup: "Tamam, sistem çalışıyor, şöyle ıslanmadan, sağ taraftan yukarıya doğru kontrol edelim, sonra pompaya baktı mı sabah gün doğarken gelir, kapatırım," diyor. "Pompa nerede oluyor?" "Hasan Çoban Köprüsünün oradaki devlet sondajı, sondaj 7,5 barda çalışıyor, basınç düşerse sistem çalışmaz, basınç çıkarsa da bu sayıdaki tabanca az gelir, sistem patlar," Soğanlığın batı yönündeki arpa tarlasından geriye kalmış zayıf gümüşi anızların üstünde biraz yürüyüp duruyoruz. Hacımustovunkır'da 75 tabancanın bir kısmı istirahatteyken bir kısmı da ritmik olarak oralara su püskürtmesiyle erozyona neden olmadan ve eşitlikçi bir rejimde yağmurlamasına devam ediyor. Yürüdükçe anızın ayağımızdaki hışırtısı ile 75 tabancadan görevli ...

Soğan Tarlasından Sohbetler-1-

Resim
Senli Yazılar-Seyfettin Ceylan HACIMISTIĞINKIR'DA 75 TABANCA -1- Gece on ikide vardığımız soğan tarlasında 7,5 barlık basınçlı pompaj birimi ile sağlanan yağmurlama sisteminin 75 tabancası eksiksiz çalışıyor ve yanmış topraktan, temmuz olmasına rağmen, baharda toprak kokusu yayılıyor, Hacımıstığınkır'a.  Soğanlığın bir bölümü yağmurlar altında, geceyi aydınlatan bir şimşeği, bir gök gürültüsü eksik... Soğanlığın bir bölümüne yağdırılan bu yağmur bizi de ıslatmıyor.  Salma sulama yöntemindeki yastıkbaşından veya tarlanın aşağısı anlamına gelen ayağından komşu tarlalara veya tarlaların arkına bir bellik su kaçakları da olmuyor. Tabancalar 17 yaşındaki Müslüm Çulha'nın kumandasında ve vanaları çevirmesi yeterli. Silme çizmeleriyle suyu iyice emmiş kısımlarda debelenen ve elindeki bele dayanarak oradan çıkma kuvveti arayan çizmeli, belli ve üç beş gün ev yüzü görmeyen eski sucuların yerini son yıllarda tabancaları kontrol eden spor ayakkabılı, yarım çizmeli...

Gümüşhacıköy Köseler Köyü-3-

Resim
Köseler'de Gürleyik-2 O coğrafyada ailelerin vazgeçilmez yardımcısı bir eşek, yolun kıyısındaki yeşillik alanda yayılıyor. Eşeği yolun kıyısına örüklemişler. Eşeğin örüğü, yolun öbür geçesine geçmiş. Yaklaşınca çalışanlara kornayla bir selam iletiyoruz. Tarladakiler çalışmayı bırakarak selamımızı alıp arabamızdan tarafa bakıyorlar. Örüklü kara eşek de çayırdan başını kaldırıp bize bakıyor. Fiğ tarlasının karşılarında bir haşhaş tarlası. Haşhaşlar iyice kabuklanmış. Bazıları da kurumak üzere. Haşhaşların kelleleri irice. Tütünlükler de var oralarda. “Vay be!” deyip tütün tarlasını gösteriyorum. “Burada her şey olur: nohut, mercimek, yulaf, fig, arpa, buğday, mısır, hatta ayçiçeği bile..” diyor Hamza Pehlivan. Biraz daha gidip yolun bitimine yakın bir yerde arabamızı durdurup iniyoruz. “Nerede Gürleyik, geldik mi?” diyorum. Hamza Pehlivan: “Şu önümüzdeki dere: Yağlıpınarındere. Geçenlerde Çallovlu’nun Albay’ın motur şuradan devrilmiş. İyi ki ölen mölen olmamış. Moturu süren ...

Gümüşhacıköy Köseler Köyü-2-

Resim
Köseler Köyünde Gürleyik Geçen kış babamla annem Çaycuma’ya yanımıza gelmişlerdi. Köseler kitabı çalışması için onlara Köseler’i anlattırıyor, ben de notlar alıyordum. Köseler’in dağlarını, tepelerini, derelerini anlatırlarken Odalıkaya’nın, İn Deresi’nin, Gürleyik’in ilginç yerler olduklarını hissettirecek biçimde masalsı bir anlatımda bulunuyorlardı. Bu anlatım bende “Gürleyik’i görmeliyim,” fikrini bir tutkuya dönüştürmüştü, çünkü İn Deresi ve Odalıkaya’yı çocukluğumda görmüştüm ve oraları hayal meyal hatırlıyordum. Gürleyik’i görmeliydim. 12 Temmuz 2007’nin ikindi saatlerinde Kozakçı tarafı gezisinden hemen sonra Hamza Akbaş(Pehlivan) ve Maman’ın Sadık ile Köprübaşı’ndan hareket edip Ekinalağan yoluna düştüğümüzde batı yönünden güneş otomobilimizin ön camına vuruyordu. Dik, küçük taşlı ve birkaç keskin virajlı, dar toprak yolda zar zor yürüyen arabamızın çekişten düşmesini önlemek için klimayı çalıştırmıyorduk. Hava sıcaktı. Biz arabanın içinde durmadan terliyor ve ter...

Merzifon İlçesi Yakup Köyü-1-

Resim
Senli Yazılar YAKUP KÖYÜ ÇÖRDÜK AĞACI Yakup köyünün Aluçlu mevkiinde yalnız bir çördük ağacıyım. Bir tarla sınırında poyraza karşı dururum. Akdağ ve Davşandağının havasını solurum, Sessiz sabahlarda güneşlerim. Yanımdan yöremden tilkiler geçer, buradan kestirirler avlarını. Kurnazlıklarına bir çelme takıp yüzükoyun düşüreyim şunları, Ya da bir hışımla eseyim de korkutayım, derim. Nafile! Sıkışınca dökülen meyvelerimden bile yerler. Yüksekten izlerim oraları ama dağlar tepeme tepeme vurur rüzgarını. Yastık başlı ve sık dallıyımdır ondan. Poyraz çıkınca kendi kendime çalar söylerim. Eli baltalı kimse geçmedi buradan. 1970'lere kadar eli tırpanlı çok adam gördüm buralarda, Onlar ne iyi adamlardı, gölgemde sohbet edip tırpan dişerlerdi ve benden, benim bu yıl yeğinliğimden ekimde kasımda meyvelerimin olacağından, eylülde toplanırsam turşumun kalitesinden konuşurlardı. Sonra içemediklerini yiyemediklerini dibime açtıkları çukura koyup "Şu alt dalları budayalı...

Senli Yazılar-1-

Resim
 KÖSELER'DE BİR ÇEMBERDİR HAYAT Göçmez, tarlada tırpan dişer yığının gölgesinde Tezek ne kadar yaylacı bir söz Baltalar teslim edilirken yaz bahara Keşenlerin tozu, tozdan arkadaşlarla bildik bayırlarda kalmış hep Kırıldı kağnının mazusu bile Namlı öküzlerin boyunduruğu moturun garajında asılı Mühendislikte mi okuyordunuz o yığını taşırken harmana Hayaliniz taş duvarların önünden geçerken bastonları ile bir bir Taçları bin yürek sızısı ile bölüşülmüş Küçük gelinin evinde ceviz sanduklarda üç etekleri, bind allıları Orak harman armutlarının kokusu evleri almış hala Yayladan gelir, eşeğinin heybesi hep dolu Şimdi ceviz karası, ellerin kınası Sabahları cevizler yuvarlanır yamaçlardan İki cebim onardan yirmi ceviz alır Bu köyde hangi çocuk matematiği sevmez Birazdan karlı dağların belinde aluç dağları Arpalıklardaki işgalci evlerin uzağında bacası tüten gerçek evler... Kuşattıkça kış Masallar ocakbaşlarıyla gölgelenir Bacadan girer kahramanın biri/ Kapıyı kapatır...

Köseler Köyü Şiiri

Resim
Evvel zaman içinde ne taylar büyümüş. Zehir gibi bir kış kıyamet Köseler Dağlarında ılkı. Koyun kuzu, meşakkatli, mazlum. Saman kıtlığında çığır tepip gökçe dermiş babamgil.   Köseler Dağlarında güz yellerine çoban ateşi aydevekleri.  Çobanlık etmiş köylülerim Bir zamanlar yaylaya çıkmış bacı kardaş. Kuşburnuna, pancara, aluca, öncek kuşanmış annemgil. Şimdi savruluyor evler Şimdi göçe konu evler. Şimdi Köseler’de özlemler.   Çaycuma, Mayıs 2007, Seyfettin Ceylan