Hacımıstığınkır'da 75 Su Tabancası-1
HACIMISTIĞINKIR'DA 75 TABANCA -4- (...) "Şimdi gündüz olsaydı, buradan bakınca Karşılarda, Hıdır Can Bademliğini görürdük, artık birkaç yıldır geriden orman gibi duruyor," diyor, Müslüm. El yordamıyla koyu karanlığın içinde beyaz sis gibi duran minibüsün iki taraftan ön kapılarını açıyoruz, şoför mahalinin ışıkları yanıp teypten Mahsuni Şerif'in "Kara gözlüm nisan ayı gelince, yine yolumuzda gurbet görünür. Akar gözlerimden inceden ince kanlı yaş ellere şerbet görünür. Dövünüp ağlama gülüm boş yere, biz nere şad olup eğlenmek nere? Var deyi dillere düştük bir kere, yokluğum ellere servet görünür. Ömrümün üstünde yıllar yol aldı, sayılı gün daraldı da daraldı..." okuduğu türkü, koyu karanlıkta yüksek sesten kırlara yayılıyor. Müslüm anızların tuttuğu tarlada hızla manevra yaparken uzun hüzmelerini yakıp hafif yüksek bir sınırla başlayan soğan tarlasının geniş yeşilliğini karanlığın içinden alıp uzun bir çay tepsisi gibi sunarken içimden...