Kayıtlar

#havran etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Havran'ın Kocadağ Köyü-2

Resim
HAVRAN'IN KOCADAĞ KÖYÜ-2 (...) Soğuk sudan kabımızı doldurup devam ediyoruz, akşam güneşinin tam çullandığı, dönemeçli burunun genişliğinde aşağılara doğru manzaralar karmaşasına dalıyor, epeyi fotoğraf alıyoruz. Körfezin varlığı Ege Denizi küçücük bir göl kadar buralardan ve gölün kıyısında ışıkları bir bir yanan sonsuz sayfiya yerleşmeleri, bu Kaz Dağı yüksekliğindeki dağların rüzgar yemişliği ile şu eyyamı buhur günlerinin başladığı ve aşağılarda yeri göğü ısınan mekanlardan bieser buralarda, taşları da suları kadar serin ve kayaların üzerindeki sıklıktan yayılan bir yayla serinliği ile bir görülmemiş akşam fotoğrafı gözlerimizde. Herkes susuyor, iyi ve çok anlatan, kelime yönünden hiç sıkıntı çekmeyen jest ve mimiklerini bir tiyatrocu ustalığında direksiyon başında bile katan Kaptan Halil Enginoğlu da konuşmuyor. Bir sigara içimi zamandan sonra oraların akşam fotoğrafı halden hale koşarken "karanlık basmadan varacaımız, göreceğimiz yeri görelim, yoksa birazdan bural...

Havran-Kocadağ Köyü-1

Resim
HAVRAN'IN KOCADAĞ KÖYÜ-1 Neredeyse ta Balıkesir yolundan beri yükseliyoruz. Bir çekirdek etrafında yukarıları çamlık, aşağıları, daha yeşil yapraklı ve poyrazda taze filizleri birbirine karışmış zeytinliklerin tuttuğu yamaç köy yerleşkesi sol tarafa doğru çıkıp daha bozuk ve dar yolla sağ tarafa derince dönüyoruz. Dik yolları hızla yutan Tezlik Fiili adını verdiğimiz altı da yüksekçe aracımız arazi vitesine geçince taşlık yolda daha da sarsılsa soluklanarak dikine yükselen yoldaki dönemeçleri geçip oraların kadim biniti, doru atıyla yolculuk eden eski toprak bir köylüyü bir belin genişliğinde sağlarken duruyoruz. Artık yayla serinliği ile yelesi efil efil nazlı at da duruyor, biz soruyoruz, anlatıcı: "Bu yolu takip edin ağılların oradan bir düzlüğe varacaksınız, düzlükten tepeyi sola doğru dolanın, kule var, oradan rüzgar güllerine varacaksınız, araba gider de taşlık." diyor.  Durduğumuz belden tekrar tırmanıyor ve sağa doğru dolanıyoruz, aşağılar, incir, nar, zeyti...

Çanakkale-1-

Resim
CANLARIN KALESİNE GEZİ Bu coğrafyayı bilmeyenler, çanak'tan kale demişler ve öyle sanmışlar orayı. Halbuki kıtalar, bölgeler genç genç, yaşlı yaşlı en güçlü silahlarıyla havadan, karadan ve denizden akmış oraya ve canların kalesi yükselmiş, kale olmuş. Artık, geçilmez canların kalesi! Geçilmez, en çok da Onbeşlilerin acemiliği! Geçilirse Onbeşliler, işgalcilerin üzerine Niğdeli Ali Çavuş'un arkadaşlığı ile Havranlı Seyit Onbaşı'nın tek başına kaldırıp yatağına sürdüğü 275 kg.lık top mermisi düşer. Geçilirse Onbeşlilerin şaşkınlığı, Ulu Önderimizin kurmay bakışları işgalcilerin üzerine düşer. Halil Çavuşlar, Yahya Çavuşlar kadim savaşçı ve elde avuçtaki liselerin öğrencileri... Bir ömür tahsilliler. Onlar, topraklarımızda unutulmaz kahramanlarımızdır. Onlar, yurt ve yurttaş değeridir. Seyit Onbaşı köyü bir solukluktur buraya. Bugün olmadı, gidilecek oraya. Siz yurtsunuz. Bilerek emperyalizmin vahşi ve sahte yüzünü, yurtta insan gibi yaşamak bize ait. Edebiyatınd...